Ağustos 25, 2020

Giriş Bölümü

ile payelll

 

Sahneye baktığı o koyu kahve gözleri ışıl ışıldı. Hayatının en parlak çağını yaşıyordu. Güç ve kariyer artık onun avuçları arasındaydı ve Ruken hayatında daha mutlu olduğu bir gün hatırlamıyordu. Bugün onun taçlanma günüydü. Yirmi sekiz yaşındaydı ve en genç kadın CEO unvanını elinde tutuyordu.

Yaptığı yapacağı her şey bundan sonrası için daha çok çalışmak ve daha çok başarmaktan öteye geçmeyecekti. Kalbi deli gibi atıyordu. Yüzlerce insanın arasındaydı. Belli etmemeyi öğrenmişti. Geçen seneler Ruken de pek çok şeyi değiştirmişti. Saf yanını hâlâ saklıyor olabilirdi belki ama o iş dünyasının en genç birinci kadın CEO’suydu.

Sahnede konuşan alımlı kadını izliyordu ve elini kalbine götürüp sakince nefes aldı. Gözlerini kırpmıyordu. Kalbi her an durabilirdi. Sektörde pek çok insanı sollamış, gücüne güç katmış, sene boyu yaptığı işlerin cirosuyla ve yatırımlarıyla tüm iş kadınları sollamıştı.

Kadın onu izleyen ve dinleyen halka kocaman gülümsedi. Elindeki kalın kağıda bakıp sahneye döndü. “Yılın iş kadını ödülü! Türkiye’nin en genç kadın CEO’larından ve Türkiye’nin en büyük teknoloji şirketlerinden ASİLKAN TEKNOLOJİ’nin CEO’su Ruken Kara.” Son sözlerini yüksek sesle sarf eden kadınla Ruken koskocaman gülümsedi. Kalbi hızlı hızlı çarptı. Alkışlar dev salonu inlettirken yanındaki ablası ve eniştesine döndü. Rüzgar ona hayrandı. Rüzgar için Ruken en güzel kız kardeşlerden biriydi. 

Alkışların inim inim inlettiği salonda ayağa kalktı. Rüzgar da onunla kalktı ve baldızına sarıldı. “Çok başarılı daha başarılı olacaksın, demiştim sana.”

“Hepsi senin sayende.”

“Hadi git ödülünü al.” 

Ruken arkasını dündü. Arka koltuklarda oturan ablalarına ve abisine bakındı. Hepsi onun mutluluğunu en sonuna kadar paylaşıyordu. Ama Karahan’ın kara gözleri gururla parlıyordu.

Onlardan da gözlerini alıp önüne döndü. İş dünyasının Kara Prenses’i unvanını almıştı Ruken. Siyah onun her şeyiydi. Siyah uzun elbisesinin eteğini savurdu. Yukarı doğru açılan derin yırtmaçla önüne baktı. Uzun siyah ama aralara döşenmiş kahverengi saçları alabildiğine sırtına salınmıştı. Saçların uçlarındaki kahvelerin olduğu bölgede kocaman bukleler vardı. Daracık elbisenin geniş etekleriyle usulca arz-ı endam ederek merdivenleri tırmandı. Alkış sesleri bitmiyordu ve her bir alkış sesi kalbinde bir kuş gibi kanat çırpıyordu. Bir adam ve bir kadının sahnede onu bekliyor oluşuna baktı. Gülümsedi.

Sahneyi yutarcasına yürüyordu. Tüm her şey ona aitmiş gibi özgüveni yerindeydi. Yerini biliyordu, dişiyle tırnağıyla kazımıştı yerini. Hak etmiş ve sonunda başarmıştı. Daha pek çok şeyi başarmıştı. Ondan korkan yaşı yüksek iş adamları vardı. Yaşı genç iş kadınları. Ama Ruken Kara, kendini buldu bulalı adını Türk iş tarihine altın harflerle yazdırmıştı.

Yüksek sesler arasında ona uzatılan plaketi ve altın kaplama kadın figürünü taşıyan uzun ödülü kavradı. Sahneye dönerek fotoğrafçılara poz verdi. Bir gün bu şekilde bir kadın olacağını on sene önce asla tahmin edemezdi. Ruken olmak istediği yerde hayal bile edemediği bir gücün tam merkezindeydi.

O bir kod mühendisiydi…

Onun yaptığı kodların tüm dünya teknoloji firmaları  peşindeydi.

Ruken saf bir zekadan ibaretti.

O kendi ülkesine hizmet için çalışıyordu. Milliyetçi bir kadındı. Devletin pek çok alanında aranan bir deha idi. Elini atmadığı tek bir teknolojik alan kalmamıştı.

Ve tehlikenin tam göbeğindeydi.

Kürsüye geçmesi için onu yönlendiren adama da gülümsedi. Birkaç söz söylemesi gerekiyordu. Çok ama çok heyecanlıydı. Sözlerini toparlamıştı. Sahneden insanlara gülümseyerek baktı.

“Mütevazi olamayacağım,” dedi önce, gülümsedi. Gülüş sesleri duydu. “Çalıştım. Başardım. Kazandım. Çalışmaya. Başarmaya. Kazanmaya devam edeceğim. Çok teşekkür ederim!” Ödülünü parmakları arasına sıkıştırıp havaya kaldırdı. Eniştesini ayağa kalkmış alkışlarken gördü. Hayatındaki en parlak çağ tam olarak açılmıştı…

Oturduğu yerden onu izleyen başka bir kadın vardı. Onunla aynı yaştaydı. En genç ikinci kadın CEO Hazal Arman… Mavi, koyu mavi gözlerine ateş kızılı saçlarıyla Ruken’in bir numaralı rakibiydi. Farklı dallarda olsa da işleri her ikisi de Türkiye’nin en genç kadın CEO’ları pozisyonunu paylaşıyordu. Rakip rakipti. Mavi gözleri kısılmıştı. Bu sene Ruken’e kaptırmıştı ödülü. Dirsekleri koltuk kenarında, ellerinin birleştirmiş parmaklarıyla sakince hareketler yapıyordu. Yanındaki teyzesi de onu sinsice gülümseyerek izliyordu. Teyzesi onu tam bir iş kadını olarak yetiştirmişti.

İki genç kadın…

Biri esmer biri kızıl…

İkisi de birbirinden nefret ediyordu.

Biri Kara Prenses digeri Kızıl…

Ölesiye rakip ölesiye hırslıydılar.

Her ikisinin de kaybetmeye tahammülü asla yoktu.

Ve dünyanın Ruken’e uzak bir şehrinde, bilgisayarına kilitlenmiş gibi bakan bir adam vardı. Kumral saçlarını eliyle geriye tarar gibi yapıp naifçe gülümsedi. Ela gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Eli ensesine indi ve enseye tutunup öylece kaldı bir süre. Bakışları ekrandaki güzel kadındaydı.

Adı Kenan değildi.

Kenan mı?

Kenan Ruken de bile değildi…

Fakat bir gün dönecekti. Hakkı neyse alacaktı.