Ağustos 18, 2020

İlla -Sonsuza Kadar-

ile payelll

“Böyle konuşup beni ürkütme. İsteyerek yanında kalıyorum ama senin bu sözlerin beni korkutuyor.”

Sıcak suyun içinde, sırılsıklam Şehrazat’a bakıp iç çekti. “Yanımda olmayacaksan, herkes benden korkmalı, Şehrazat. Bu sen bile olsan durum değişmeyecek.”

Parmakları usul usul adamın ensesinde dolaşıyordu. Işıklandırılmış alanda birbirlerini net görüyorlardı. Şehrazat’ın arayış dolu bakışları Rohan’ın yüzünde geziniyordu. “Zorlanmış bir Şehrazat seni mutlu edemez, Rohan.”

Rohan’ın elleri kadının sırtına yerleşip kendine tamamen bastırdı. Bir eli bikinin boyundaki ipine uzandı. Bağcığı ucundan çektiğinde ipler serbest kaldı. İplerin serbest bıraktığı göğüslere indi bakışları. “Seni zorluyor muyum?”

“Şu an, hayır ama…”

“Aması yok, Şehrazat. Seni mutlu etmeye çalışıyorum. Biz…” dedi bakışları kadının doyamadığı yüzüne çevrildi. “Biz birlikte olmazsak, ölürüz!”

Şehrazat sıcak suyun içinde üşüyerek titredi. “Rohan…” Onun olduğu, nefes aldığı bir dünya vardı, birde hiç olmadığı bir dünya… Var mıydı, öyle bir dünya? Kolları sıklaşırken adama sıkıca sarıldı.

Rohan gülümserken sarılmaya karşılık verdi. “Beni anlıyorsun. Bir gün seni mutsuz görürsem, gitmene izin veririm ama öyle bir gün olmayacak.”

Kadının başını tutup, kendinden ayırdı. Karışmış bakışlara aldırmadı. Rohan netti ve Şehrazat bunu anlamak zorundaydı. “Kim ne derse desin benim umurumda bile değil. Baban, annem, dayım veya bir başkası… Benimsin, benimle kalacaksın. Bunun için herkesi harcamaya hazırım, kimseyi tanımayacağım. Sesin bile sadece benim olacak, sende bunu isteyeceksin çünkü ben, sen mutlu ol diye yanımdayım. Sen mutlu ben mutlu, Azizetii.”

Nasıl inkar edebilirdi ki… Onu seviyordu. Öyle kolay bir aşık değildi hem kendisi hem Rohan. Onun tarafından böyle sevilmek, eşsizdi. Adamın dudaklarına sokuldu. “Görelim, Azizii.” Kendini arkasına bırakırken, Rohan’ı da suyun altına çekti.